BAV'a ve Sayın Adnan Oktar'a karşı çok sayıda tuzak kurulmuştur. Mükemmel görünen kurnazca bir plan yapılmakla beraber, Müslümanlar aleyhinde kurulan her plan Allah tarafından bozularak yaratılmıştır. Bu sitedeki yazıları dikkat vererek okursanız Allah'ın, müslümanlara tuzak kuran her kişinin tuzağını kendi başına geçirdiğini görürsünüz.
Kim izzeti istiyorsa, artık bütün izzet Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir, salih amel de onu yükseltir. Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler ise; onlar için şiddetli bir azap vardır. Onların tasarladıkları 'boşa çıkıp bozulur'.
(Fatır Suresi, 10)
Hani o inkar edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır.
(Enfal Suresi, 30)
Bilim Araştırma Vakfı ve Sayın Adnan Oktar'a karşı yıllardır kesintisiz devam eden bir psikolojik savaş yürütülmektedir. Belirli bir çevre tarafından yürütülen bu savaş, Sayın Adnan Oktar'ın materyalizm ve Darwinizm'e karşı mücadelesini hazmedememekten, gerçek ve doğruları ortaya çıkarmasını kabullenememekten kaynaklanan aciz bir yöntemdir. Sahte fikirleri insanlara psikolojik yöntemlerle inandırmaya çalışmak, gerçekleri ise aynı şekilde insanlardan gizlemeye çalışmak, doğru, dürüst ve samimi bir yaklaşımın değil, sahte ve taraflı bir yaklaşımın göstergesidir. Nitekim, onlarca yıl boyunca Sayın Adnan Oktar'a ve BAV camiasına karşı yürütülen karalama kampanyaları da bu psikolojik savaşın en önemli örneklerindendir.
Bu psikolojik savaşı yürüten çevrelerin etkisi ve yönlendirilmesi ile Sayın Adnan Oktar'a karşı şimdiye kadar bir çok komplo kurulmuş, bir çok iftira atılmış ve pek çok karalama kampanyası başlatılmıştır. Bu çevreler Sayın Adnan Oktar hakkındaki herhangi bir mahkeme haberini büyük puntolarla ve olumsuz ifadelerle manşetlere taşıtmış, ancak Sayın Adnan Oktar'ın, hakkındaki onca komploya rağmen bütün bu iddialardan mahkemeler yoluyla beraat alarak aklanması ile ilgili haberleri kamuoyundan gizlemişlerdir. İnsanlar, bu art niyetli yöntemin etkisi ile uzun bir zaman boyunca Sayın Oktar'a karşı yöneltilen suçlamalar nedeniyle açılan mahkemelerin sürmekte olduğunu zannetmişlerdir. Söz konusu suçlamaların birer iftira olduğu delillerle kanıtlandığı ve Sayın Adnan Oktar'ın tüm bunlardan aklanarak beraat ettiği gerçeği toplumdan uzun zaman gizlenmeye çalışılmıştır. Çünkü bu tür bir psikolojik savaşta kullanılan ana yöntemlerden biri, insanlara yalnızca söz konusu suçlamaların yer aldığı mahkeme haberlerinin bilgisinin verilmesi, bu suçlamaların geçersizliğine dair herhangi bir bilginin ise insanlara duyurulmamasıdır.
Bu psikolojik savaşı sürdüren kesim, Sayın Adnan Oktar hakkında 1986 yılında itibaren uygulanan tüm komploların da destekçisi konumundadır.(yazının devamı >>)
Sayın Adnan Oktar'a Karşı Yürütülen Psikolojik Savaş
Yeni Kitap: Her Devrin Adamı
Yazar: Nevzat Işık
Kendini sağcı, dindar tanıtan, 32. dereceden gizli mason olan bir kişi
Ergenekon örgütünün en sinsi ve en korkak üyelerinden olan, gözü çok yükseklerde olan bir şahıs
Ezik, kişiliksiz, değersiz bilinen bir kişi iken nerelere, nasıl sızarak kirli yükselişini yaptı?
Nasıl kendisine çevre edindi?
Devletin en kilit noktalarında çok fazla adamı olan ve sağcılardan ve solculardan her devrin adamı mantığı ile yaklaşarak çevre edindiği kişileri çıkarları için nasıl kullandı?
Selanikliler denen Sebataycı grupla yoğun bağlantısı ne zaman başladı?
Görevde olduğu süre boyunca Ergenekon örgütünün üst düzey görevlisi olduğu bilinen çok ünlü, büyük bir gazete patronunun emrinden neden çıkmadı?
Daha önce avukatken büyük bir gazetenin yine sağcı olarak bilinen, güya bir köşe yazarı ile olan bağlantısı ve maceraları
Ergenekoncu olduğu ima edilip basına yansıyınca nasıl panikledi?
Her devrin adamı gözyaşı şovunu ve güya veda konuşmasını neden yapmıştı?
Şirin görünmek için basından kimleri aracı edip röportaj yapmak istedi?
Müslümanlara, milliyetçilere oyun oynayarak, tuzak kurarak nasıl nemalandı?
Bugün Sayın Adnan Oktar ve BAV'A karşı oynanan oyunun arkasında bulunan bu her devrin adamı ve organize ettiği kişiler nasıl sinsice ve korkakça bu oyunlarına devam etmektedir?
Komploların, oyunların içinde olduğunu kendini ele vererek nasıl ortaya koydu?
Gözü dönmüş bir pervasızlıkla ve akıl almaz bir çirkin cesaretle son derece kanunsuz ve hukuksuz eylemlerini uygulatmaktan nasıl çekinmiyor?.
Kendince kanunların bazı boşluklarından ve bazı devlet görevlilerinin yetkilerinden istifade ederken, bu duruma karşı neden bir şey yapılamamaktadır?
Şu an Sayın Adnan Oktar ve BAV'a karşı her devrin adamının öncülüğünde cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir kanunsuzluk ve hukuksuzluk ne şekilde devam ediyor?
Her türlü melanetin organizesinde bulunan ancak kendini Müslüman, milliyetçi göstererek kalleşçe dindarların, milliyetçilerin oyunu alan bu kişinin hayatı ile ilgili çarpıcı detayları bu kitapta bulacaksınız.
22 Ocak 2007 tarihli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen BAV davasının 2006/6 nolu dosyasının, 2007/7 nolu gerekçeli kararında, Sayın Adnan Oktar'ı da kapsayan TÜM SANIKLAR HAKKINDA şantaj ve cürum işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından BERAAT KARARI verilmiştir. Beraat kararının Ebru Şimşek ile ilgili kısmı şöyledir:
Hakkı batıl ile örtmeyin ve hakkı gizlemeyin. (Kaldı ki) siz (gerçeği) biliyorsunuz.
(Bakara Suresi, 42)
YÖNTEMLERDEN BAZILARI :
-1-
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Bilim Araştırma Vakfı mensuplarının yargılandığı davada mahkeme, 2004/331 esas sayılı dosyada sunulan bilirkişi raporlarını, sabit delilleri, tanıkların ifadelerini ve beyanlarını değerlendirdikten sonra, EBRU ŞİMŞEK'İN ÖNE SÜRDÜĞÜ İDDİALARIN ASILSIZve BAV mensupları hakkında iddia edilen ÇETE SUÇLAMALARININ DA GEÇERSİZ olduğuna kanaat getirmiştir ve beraat kararı vermiştir. Ancak bu BERAAT KARARI basında hiçbir şekilde yer almamıştır. Ebru Şimşek'in öne sürdüğü iddiaları yüzlerce kez, çoğu sürmanşet olmak üzere yayınlayan basın yayın kuruluşlarınca bu beraat kararının haber yapılmaması, psikolojik savaşın bir gereğidir.
Herkesin bildiği gibi Sayın Adnan Oktar'ın ve Bilim Araştırma Vakfı'nın Ebru Şimşek'e şantaj yaptığı iddiası ile ilgili onlarca gazetede çoğu manşetten, sürmanşetten, bir kısmı gazete eklerinde yüzlerce defa haber çıktı ve hala çıkmaya devam ediyor. Bu iddialar Türk halkı tarafından neredeyse ezbere biliniyor. Ancak EBRU ŞİMŞEK'İN ÖNE SÜRDÜĞÜ İDDİALARIN ASILSIZ VE SADECE İFTİRADAN İBARET OLDUĞU bilirkişi raporları, sabit deliller ve tanıkların ifadeleri ve beyanları değerlendirildikten sonra MAHKEMENİN VERDİĞİ BERAAT KARARIYLA açığa çıktı. Ama hiçbir medya kuruluşunda bu beraat kararı yayınlanmadı.
Peki bu nedir? Madem basın bu kadar iyi niyetliydi, 10 yıldır yaptıkları iftiranın yersiz olduğunu anlayınca, neden "Biz 10 yıldır haksız yere iftira attık, hakkınızı helal edin, özür diliyoruz" demediler? Diyemezler, çünkü bu yapılan psikolojik savaşın gereğidir. Çünkü herkes biliyor ki, bir takım gazeteler psikolojik savaş uzmanlarınca yönlendirilmektedir.
Ebru Şimşek'in iddialarının geçersiz olduğunu gösteren 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/26 no'lu dosyanın 2007/7 no'lu mahkeme beraat kararı. (Nedense hiçbir basın organında yayınlanmadı !!!) (
-18-
Uygulanan psikolojik savaş yöntemlerinden biri de Sayın Adnan Oktar'ın 1986 yılında "Türk Milletindenim, İbrahim ümmetindenim" sözünden dolayı tutuklanıp 9 ay cezaevine, daha sonra da 10 ay Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi'nde tutulmasıydı. Bir çok gazete bu konuyu günlerce sevinç ve heyecan içinde birinci haber olarak kapaktan ve manşetten kamuoyuna duyurdular. Örneğin Hürriyet Gazetesi büyük bir heyecanla "Adnan Hoca deli çıktı" şeklinde psikolojik savaşın etkileyici bir başlığıyla bunu duyurmuştu.
Sayın Adnan Oktar, en tehlikeli hastaların olduğu, cinayetin çok olağan sayıldığı, birkaç demir kapıdan geçilerek girilen, 300 akıl hastasının bulunduğu 14A koğuşunda tutuldu. Onun bulunduğu dönemde, koğuşundaki 10'un üzerinde akıl hastası 10'un üzerinde cinayet işlediler. Bu olaylar o koğuşta sıradan olaylar olarak kabul ediliyordu. Bu süre içinde 6 hafta yatağına ayak bileğinden zincirlendi. Annesi onu ziyaret etmeye geldiğinde azılı delilerin arasından geçmek zorunda kalıyordu. Sayın Adnan Oktar hapishanede ve akıl hastanesinde toplam 19 ay tutuldu ve sonra savcılığın "ifadelerinde suç unsuru bulunmadığını" belirtmesiyle beraat etti ve serbest bırakıldı.
Sayın Adnan Oktar'ın Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde kaldığı dönem olan 1985-1986 yıllarına ait hastaların detaylı tedavi süreçlerini içeren tüm belgeler hastane arşivlerinden bir şekilde yok edilmiştir. Böylece psikolojik savaş uzmanları o dönemin tüm karanlık yönlerini soruşturma ihtimali olmayacak şekilde ortadan kaldırmıştır. 1927 yılından itibaren hiçbir eksiklik olmadan çok düzenli olarak tutulan bu arşivin sadece o döneme ait dosyalarının kayıp olması Sayın Adnan Oktar'a karşı yürütülen psikolojik savaşın ne kadar derin olduğunu göstermektedir.
Sayın Adnan Oktar'ın tutulduğu Abdülhamit döneminden kalma, 14A koğuşunun bulunduğu taş bina.
Sayın Adnan Oktar hastanenin bu tarz bölümlerinde, cinayet işlemiş yüzlerce akıl hastasının içinde toplam 10 ay tutuldu. Bu görüntüler Sayın Adnan Oktar'ın tutulduğu zamana göre bakım yapılmış ve düzenlenmiş hali. Sayın Adnan Oktar burada burası çok daha bakımsız ve perişan haldeyken kaldı. Zaten kendini kontrol edemeyen 300 akıl hastasının bir koğuşta yaşamasının nasıl olacağını herkes tahmin edebilir.
Sayın Adnan Oktar'ın tutulduğu 14A koğuşunda bu tarz 300 tane
akıl hastası bulunuyordu. Sayın Adnan Oktar'ın tanıdıklarıyla görüşmesi yasaklanmış, sadece bu tarz akıl hastalarıyla konuşması şartı getirilmişti.
Sayın Adnan Oktar'a Gülhane Askeri Tıp Akademisi tarafından verilen akıl sağlığının yerinde olduğunu belirten "SAĞLAM" raporu ise basında hiçbir yerde duyurulmadı. Sayın Adnan Oktar 20 yıl akıl hastası olarak kamuoyuna tanıtıldıktan sonra akıl sağlığının yerinde olduğu Askeri Hastane raporuyla açıklandı. Psikolojik savaş bunu 20 yıl boyunca Sayın Adnan Oktar'a karşı kullanılmıştır ancak Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nin vermiş olduğu bozma raporu hiçbir medya kuruluşu tarafından yayınlanmamıştır.
O inkar edenler, zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir" diyorlar. (Kalem Suresi, 51)
"O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin." Rabbim" dedi (Nuh). "Beni yalanlamalarına karşılık, bana yardım et."
(Müminun Suresi, 25-26)
(Firavun) Dedi ki: "Şüphesiz size gönderilmiş bulunan elçiniz, gerçekten bir delidir."
(Şuara Suresi, 27)
Yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi tarih boyunca tüm peygamberlere ve onlarla beraber mücadele eden Müslümanlara ceşitli iftiralar atılmıştır. Bunlardan biri de delilik iftirasıdır. Sn. Adnan Oktar'ın da yıllardır süren şerefli mücadelesi sırasında kendisine bu yönde iftira atılmıştır.
Sayın Adnan Oktar'ın Gülhane Askeri Tıp Akademisi tarafından verilen akıl sağlığının yerinde olduğuna dair SAĞLAM raporu.
(Hem de) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp düzenleyerek. Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz. Artık onlar öncekilerin sünnetinden başkasını mı gözlemektedirler? Sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın ve sen, Allah'ın sünnetinde kesinlikle bir dönüşüm de bulamazsın.
(Fatır Suresi, 43)
Fotoğraf çekilirken önce basın konuşlandırıldı. Gerçek bir Atatürkçü ve Türk milliyetçisi olan Sayın Adnan Oktar oraya getirildi, sonra da bu zoraki fotoğraf çekildi.
Sayın Adnan Oktar Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi'nden tahliye edilirken zorla dönemin başhekiminin eli öptürülmüştü. Ancak bu şekilde sakalının yanıyla, ayakta, el yukarı kaldırılıp zorla yüze doğru uzatılarak el öptürme belki de tarihte ilk defa görülen bir tarzdı. Bunun gerçek anlamda bir el öpme olmadığı çok açıktı. Ancak psikolojik savaş elemanları bu görüntü ile kamuoyuna güya Sayın Adnan Oktar hizaya getirildi imajını vermeye çalışmışlardı. Bu şekilde "Bundan sonra daha dikkatli davran, ayağını denk al. Ayağını denk almazsan neler olacağını, başına neler geleceğini tahmin edersin" şeklinde bir mesaj verilmişti. Yani daha önce özel bir kuryeyle uyarıldığı gibi Yahudilik ve Masonluk kitabının bir daha basılmaması, tebliğ faaliyetlerinin tümüyle durdurulması gibi taleplerdi bunlar.
-45-
Psikolojik savaşın bir yöntemi olarak Sayın Adnan Oktar ve bazı BAV mensupları hakkında bugüne kadar asılsız iddialar öne sürülerek çeşitli savcılıklara bazı şikayetler yapılmıştır. Aşağıda listelenen tüm bu soruşturmalardan Sayın Adnan Oktar ve BAV mensupları takipsizlik, kovuşturmaya gerek olmadığı veya beraat kararları ile aklanmıştır. Tüm bu sonuçlara rağmen psikolojik savaş taktiği olarak Sayın Adnan Oktar ve BAV mensuplarına karşı asılsız iddialar üretilmeye devam edilmektedir.
T.C. İstanbul Başsavcılığı'nca, 2005/51724 sor. no. ile Sayın Adnan Oktar ve bazı BAV mensupları hakkında "haksız ekonomik çıkar sağlamak maksadı ile örgüt kurma, iftira, eziyet, ve hakaret" iddialarıyla bir soruşturma açılmıştır. Ancak savcılık tarafından yapılan inceleme sonucunda, konuyla ilgili hiçbir suç unsuru bulunmadığı belirtilmiş ve kovuşturma yapılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.
T.C. İstanbul Başsavcılığı'nca, 2005/51725 sor. no. ile Sayın Adnan Oktar ve bazı BAV mensupları hakkında "suç işlemek için örgüt kurma" iddiasıyla bir soruşturma açılmış ancak ortada hiçbir suç unsuru bulunmadığından konuyla ilgili kovuşturma yapılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.
T.C. İstanbul Başsavcılığı'nca, 2005/51724 sor. no. ile Sayın Adnan Oktar ve bazı BAV mensupları hakkında "haksız ekonomik çıkar sağlamak maksadı ile örgüt kurma" iddiasıyla bir soruşturma açılmış ancak ortada herhangi bir suç unsuru bulunmadığından konuyla ilgili kovuşturma yapılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.
T.C. İstanbul Başsavcılığı'nca, 2005/27549 sor. no. ile Sayın Adnan Oktar ve bazı BAV mensupları hakkında "cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak" iddiasıyla bir soruşturma açılmış ancak herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığından konuyla ilgili kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
T.C. İstanbul Başsavcılığı'nca, 2005/27549 sor. no. ile Sayın Adnan Oktar ve bazı BAV mensupları hakkında "cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, tehdit, şantaj ve hakaret" iddialarıyla bir soruşturma açılmış, ancak 18. 10. 2005 tarihli karar ile konuyla ilgili herhangi bir kovuşturma yapılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.
T.C. İstanbul Başsavcılığı'nca, 2002/60013 sor. no. ile Sayın Adnan Oktar ve bazı BAV mensupları hakkında "çete oluşturmak" iddiasıyla bir soruşturma açılmıştır. Ancak 2002/18838 karar no ile, ilgili kişiler hakkında herhangi bir kovuşturma yapılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.
T.C. Bağcılar Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, 2002/21669 sor. no. ile Sayın Adnan Oktar ve bazı BAV mensupları hakkında "çete oluşturmak" iddialarıyla bir soruşturma açılmış ancak 2003/6120 karar no ile, ilgili kişiler hakkında konuyla ilgili herhangi bir kovuşturma yapılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.
T.C. İstanbul Başsavcılığı'nın 27.03.2006 tarih ve 2005/51724 sor. 2006/2432 karar sayılı takipsizlik kararına yapılan itiraz üzerine, T.C. Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan incelemede, 2006/668 müteferrik no'lu karar ile verilen takipsizlik kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiş ve itirazın reddine karar verilmiştir.
T.C. İstanbul Başsavcılığı'nın 18.10.2005 tarih ve 2005/27549 sor. 2005/12003 karar sayılı takipsizlik kararına yapılan itiraz üzerine, T.C. Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan incelemede, 2006/871 sayılı müteferrik no'lu karar ile, verilen takipsizlik kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiş ve itirazın reddine karar verilmiştir.
T.C. İstanbul Başsavcılığı'nın 31.12.2002 tarih ve 2002/60013 hazırlık 2002/18838 karar sayılı takipsizlik kararına yapılan itiraz üzerine, T.C. Beyoğlu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan incelemede, 2003/458 müteferrik no'lu karar ile, takipsizlik kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiş ve itirazın reddine karar verilmiştir.
T.C. İstanbul Başsavcılığı'nın 30.06.2003 tarih ve 2002/39606 hazırlık 2003/8860 karar sayılı takipsizlik kararına itiraz edilmiş ancak, T.C. Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, yapılan inceleme sonucunda 2003/333 müteferrik no'lu karar ile, verilen takipsizlik kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiş ve itirazın reddine karar verilmiştir.
T.C. Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Bağcılar Cumhuriyet Savcılığı'nın 15.10.2003 tarih ve 2002/21669 hz sayılı takipsizlik kararına yapılan itiraz incelenmiş, 2003/894 diş. es. no'lu ve 2004/12 d. iş. kar. no'lu kararı ile, verilen takipsizlik kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiş ve itirazın reddine karar verilmiştir.